Yeni Bir Ben Gerek

Seni oyle cok severim ki

Bak!
Seni öyle çok severim ki, aklın şaşar!
Seni öyle çok severim ki, dinozorlar koca uykularından uyanır.
Seni öyle çok severim ki, Shakespeare bu çağda yaşayamadığı için ağlar.
Seni öyle çok severim ki, aramızdaki mesafeler görünmez olur.
Seni öyle çok severim ki, acaba dersin bu dünyada bir sen mi varsın beni seven
Seni öyle çok severim ki, rabbim 365 gün kar yağdırır bu topraklara.
29 Şubat dahil değil.
Seni öyle çok severim ki, aşırı miktarda sevilme hastalığından gözlerin kararır, kalbin çarpar, başın döner.
Seni öyle çok severim ki, yarım kalmış tüm aşk cümleleri tamamlanmış olur.
Seni öyle çok severim ki, kendini Taksim’deyken bile Champ-Elysees’de imiş hissedersin.
Seni öyle çok severim ki, bir bakmışşın Mümtaz’ı follow ederim.
Seni öyle çok severim ki, sana çok kızmış olsam bile dünyadaki bütün sokakları sadece seninle gezmek isterim.
Seni öyle çok severim ki, İstanbul-Newyork karayolu inşa edilir.
Seni öyle çok severim ki, Senegalliler bile toplanip aralarindan bir sözcü seçip yok artık, bu kadarı oluyorsa biz de 40 yaşından büyük olmaya karar verdik derler.
http://www.youtube.com/watch?v=WIbUNfg_wmM

Sensemek

sensemek ben’in sen’i özlemesi, canının çekmesi.

Görmeyelden yüzünü ben ki nigârım, sensedim…
Âh u zâr ile geçer bu ruzgârım, sensedim…

(Hümami, 15. yy.)

O an

Duygularımızı ifade etme zamanı geliyor.
Sevgimizi belli edeceğiz.
Ya otobüsteki şoförle konuşmak yasaktır levhasını hatırlıyoruz ya da elini dudağına götürüp sus işareti yapan bir hemşire resmi çıkıyor karşımıza.
http://youtu.be/gTB_En351po

Daha afili hayaller

Daha afili hayaller için daha küçük olmalıydık ilkokul beş zamanları. Belki de mavi önlüğümüzü giyip sırtlamak gerekliydi o ağır çantayı. Önlüğümüzün görünmeyen bir yerinde küçük meyve suyu lekesi olmalıydı ve buna üzülmemek gerekiyordu. Her sabah okula giderken sınıfın en güzel kızı Ayşegül’ün tebessümünü ,yanağımıza bir öpücük kondurmasını düşünmeliydik. Akşamüzeri kazanacağımız tasolar , sabah erken kalkıp tenten izleme hayalleri olmalıydı aklımızda. Bir günde kaç kişi susuzluktan ölüyor , Amerika’da kaç zenci aşağılanıyordu yine bihaber olmak gerekliydi ama bihaber nedir bilmeyecektik kesinlikle. Küçük dünyamızda kurduğumuz kahramanlıklar yıkılmamalıydı hiç bir zaman. Bilmeyecektik Karadeniz’deki dağlar denize dik mi , paralel mi o haliyle sevecektik oraları.Astronot olmayı hayal edip yıldız haritaları çizmeliydik belki de , Nasa’da şifreler yapacaktık büyüyünce tüm insanlık için.Sorumluluklarımız bakkala ekmek almaya gitmek kadar olmalıydı üzüntülerimiz bu kadar olsaydı keşke. Alaattin ciniyle karşılaşmalıydık zor zamanlarımızda ve büyüyüp adam olduğumuzda aldığımız ilk maaşı çikolataya gofrete falan yatırıp , doyasıya yemeliydik. Merkez Bankası’nın gecelik borçlanma faizini hiç duymasaydık daha güzel olurdu bence

Haberler Haberler {